Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanlarında zaman, ne bir saat ne de bir takvimdir. O, içimizde yankılanan bir ses, geçmişin gölgesinde büyüyen bir ağaç ve geleceğin belirsizliğinde titreşen bir rüyadır. Tanpınar’ın zamanı bitmez; çünkü onun zamanı, insanın kendini aradığı, kaybolduğu ve yeniden bulduğu içsel bir coğrafyadır.
Zaman Ölçülemez, Yaşanır
Tanpınar’ın zamanı, Bergson’un süre anlayışına yakındır: bölünemez, ölçülemez, yaşanır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde saatler ayarlanır ama ruhlar hep geri kalır. Huzur’da bir gün yaşanır ama o gün, bir ömrün bütün duygularını taşır. Beş Şehir’de zaman, İstanbul’un taşlarında, Bursa’nın sessizliğinde, Erzurum’un rüzgârında gezinir. Tanpınar, zamanı mekâna dokundurarak anlatır; çünkü onun için zaman, yaşanmışlığın dokusudur.
Zaman Bir Yara, Bir Sızıdır
Tanpınar’da zaman bir yara gibidir: ne tam kapanır ne de kanar. Hep bir eksiklik, bir arayış, bir sızı olarak kalır. Bu yüzden karakterleri geçmişle konuşur, hatıralarla yaşar, rüyalarla yürür.
- Mümtaz, Nuran’ı severken geçmişin huzurunu arar.
- Hayri İrdal, saatleri düzeltirken kendi içindeki zamanı onarmaya çalışır.
Ama zaman ne tamir edilir ne durdurulur. O, insanın içindeki boşlukta yankılanan bir sestir.
Kaybolan Medeniyetin Zamanı
Tanpınar’ın zamanı aynı zamanda bir medeniyetin kaybıdır. Osmanlı’nın çöküşüyle kaybolan ritim, Batı’ya yetişme telaşıyla bozulan denge, bireyin iç dünyasında bir çatlak yaratır. Bu çatlak, Tanpınar’ın edebiyatında estetik bir ilkeye dönüşür: zaman, parçalanmışlığın, geç kalmışlığın ve özlemin estetiğidir.
Geçmiş, Bugün ve Gelecek Arasında Akan Zaman
Tanpınar’ın zamanı sadece geçmişi anlatmaz; geçmişin bugündeki yankısını ve geleceğe dair özlemi taşır. Onun zamanı bir nehir gibi akar ama hep aynı kıvrımda döner. Her roman, her cümle, her kelime o kıvrımda yeniden doğar.
Tanpınar’da Zaman Bizde Yaşıyor
Tanpınar’ın zamanı bitmez çünkü biz hâlâ onun zamanında yaşıyoruz. Saatler ilerliyor, ama ruhumuz hâlâ Mümtaz’ın İstanbul’unda, Hayri İrdal’ın Enstitüsü’nde, Tanpınar’ın rüyasında dolaşıyor. Zaman geçiyor ama Tanpınar’ın zamanı, içimizde bir hatıra gibi kalıyor. Ve hatıralar, zamanın en dirençli biçimidir.

Yorum bırakın