Kimi şairin şiirleri, ilk okunuşta tam anlamıyla kavranamayabilir; zamanla, tekrarlandıkça şiirin katmanları çözülür, gizli anlamlar gün yüzüne çıkar. Bu durum, özellikle İkinci Yeni’nin özgün atmosferini yansıtan şairlerde kendini belli eder. Bu şairlerden biri de, ikinci yeninin en büyük şairlerinden Edip Cansever’dir. Cansever’in şiirlerindeki derinlik, okuyucuya hayatı adım adım anlamlandırma imkanı sunar.
Basit Bir Nesne, Sonsuz Anlamlar
Edip Cansever’in en bilinen şiirlerinden biri olan “Masa da Masaymış ha”, basit bir masa anlatısıyla başlar; ancak altında yatan derinlik, aslında bir adamın dünyayı kurma, anlama ve dayanma biçimini gözler önüne serer.
“Adam masaya bir bardak koydu, Adam masaya bir kitap koydu, Adam masaya bir ekmek koydu.”
Bu mısralardaki “adam” ve “masa” ibareleri, pek çok kişi tarafından sıradan algılanabilse de, aslında şiirin en önemli özelliklerinden olan imge, buradaki anlatımda kendine has bir yer bulur.
- Masa: Bir düzenin simgesidir.
- Adam: Bu düzeni kurmaya çalışan, kendi dünyasını inşa eden insandır.
- Nesneler (bardak, kitap, ekmek): Sırasıyla insanın temel ihtiyacını, düşünce dünyasını ve yaşamın maddi yönünü temsil eder.
Masanın Evrimi: Düzen ve Yalnızlık
Şiirin ikinci okunuşlarında, masa artık yalnızca bir eşya olmaktan çıkar; o, insanın varoluşsal uzantısına dönüşür.
“Adam bir masa kurdu kendine, Bir masa kurdu kendine, Masayla birlikte yaşadı.”
Bu dizelerde, masanın genişlemesi adamın dünyasının genişlemesiyle paralel ilerlerken; masanın, çevresinde kimse bulunmaması nedeniyle adamın yalnızlığını da büyüttüğü hissedilir. Edip Cansever, bu şekilde varoluşçuluğu şiirsel bir dil ile ele alır; çünkü insan, kendi anlamını, kendi yarattığı düzen içerisinde yeniden keşfeder.
İmgenin Gücü ve Varoluşçu Yaklaşım
Cansever’in şiirinde, İkinci Yeni’nin temel özelliklerinden biri olan imge gücü kendini gösterir. Tekrar eden kelimeler ve alışılmışın dışına çıkan imgeler, okuyucuyu günlük nesnelerin ötesinde düşünmeye zorlar. Bu durum, şiirin sadece edebi bir metin olmakla kalmayıp, insanın kendi dünyasını inşa ederken karşılaştığı gerçeklerle yüzleşmesini sağlayan bir yaklaşıma dönüşür. Şiirdeki diğer unsurlar da, hayatın merkezindeki insanın yalnızlığını ve etrafında dönen diğer eşyaların temsil ettiği varoluşsal mücadeleyi anlatır. İkinci Yeni’nin genel tavrına uygun olarak, bu yalnızlık açıkça söylenmez; imgeler arasında sezdirilir.
Sonuç: Küçük Dünyaların Büyük Hikayesi
Edip Cansever’in “Masa da Masaymış ha” şiiri, dilin sadeliğiyle derin anlamları keşfe çıkarıyor. Her bir nesne, insanın kendi hayatında inşa ettiği küçük dünyaların temsilcisi olarak ortaya çıkar. Bu masa, aynı zamanda bir yandan, insanın kendi kendine kurduğu düzeni simgelerken diğer yandan o dünyanın içinde sıkışmışlık ve yalnızlık hissiyatını da gözler önüne serer. Şiirin dili, biçimi ve derinliği; hem bireysel hem toplumsal yalnızlığı anlatır. Her insan, yaşamında kendi düzenini ve anlamını yaratma sorumluluğunu taşırken, bu şiir evrensel bir temayla buluşur.

Yorum bırakın