Bazı eserler, zamanın akışına meydan okuyarak ruhumuzda silinmez izler bırakır; yılların geçmesine rağmen kalbimizde unutulmaz anlar yaşatırlar. Bu yazıda, yaşamımda derin etkiler bırakan beş önemli eseri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Küçük Prens
Antoine de Saint-Exupéry’nin kaleme aldığı Küçük Prens, Fransız edebiyatının mihenk taşlarından biridir. Bu eser, bana okuma alışkanlığını kazandırmasının yanı sıra, her yaştan insana hitap eden yapısı ve kazandığı sayısız ödülle dikkat çekmektedir.
Fatih-Harbiye
Türk edebiyatının unutulmaz eserlerinden Fatih-Harbiye, en sevdiğim yazar Peyami Safa’nın eseridir. Modern ve geleneksel değerler arasındaki çatışmayı ustaca irdeleyen yapı, kalbimde derin bir yer edinmiştir. Yine de, eserin hak ettiği değeri tam olarak bulamadığı noktasının güzel bir tartışma konusu olduğunu düşünüyorum.
Çevrimiçi Gençlik
Edebiyat dünyasında pek geniş kitlelerce tanınmayan Çevrimiçi Gençlik, Seyfullah Şenel’in toplumsal sorunlara duyarlılıkla yaklaşımını gözler önüne seriyor. Sosyal medya kullanımının zararlarını ve bu etkiyi minimize etme yollarını sorgulayan bu eser, günümüzün tartışmalı konularına ışık tutuyor.
Beyaz Diş
Yalnızlık, hayatta kalma ve farklı olma temalarını derinlemesine işleyen Beyaz Diş, dişi kurdun var olma mücadelesini simgeleyen bir yapı sunuyor. Jack London’ın önde gelen eserlerinden biri olan bu kitap, Amerikan edebiyatıyla tanışmamın kapılarını aralamış ve bana farklı bakış açıları kazandırmıştır.
Davullar Vurur
Şiirin hayatımda özel bir yeri vardır. Muazzez Menemencioğlu’nun Davullar Vurur adlı eseri, toplumsal değişimler ve yeniden doğuş temalarını işlerken, içindeki “Gücümüzü Algılıyorum” şiiriyle en çok akıllarda yer eden dizelerden biri olmuştur.
Sonuç
Bu ve benzeri eserler, yaşamımı renklendirmiş; bazılarıyla kendimi keşfederken, bazılarıyla toplumu ve hayatı daha derinlemesine anlamamda bana yol göstermiştir. Her biri bu yolculukta bana eşsiz bir his ve ilham vermiştir.

Yorum bırakın