Türk edebiyatına damga vuran isimlerden biri olan Sabahattin Ali, edebi kişiliği kadar trajik ölümüyle de hafızalara kazınmıştır. Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan gibi eserleriyle sadece edebi anlamda değil, aynı zamanda dönemin siyasi atmosferine karşı duruşuyla da dikkat çekmiştir.
Sabahattin Ali, yazılarında ve hikâyelerinde halkın sorunlarına, adaletsizliklere ve sosyal çarpıklıklara dikkat çektiği için dönemin yönetimi tarafından sık sık hedef alınmıştır. Özellikle Markopaşa gibi mizah ve eleştiri dergilerinde yayımladığı yazılar nedeniyle defalarca kez yargılanmış, sansüre uğramış ve hapse atılmıştır.
Sürgün Hayali ve Son Yolculuk
1948 yılında Türkiye’de yaşadığı baskılar artınca yurt dışına, özellikle de Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya kaçmayı planladı. Bu süreçte kendisine yardımcı olması için Ali Ertekin adında bir kişiye başvurdu. Ertekin, kendisini bir sınır kaçakçısı olarak tanıttıysa da aslında eski bir askeri subaydı.
Kaçış planı doğrultusunda Sabahattin Ali, 1948 yılı Mart ayı sonunda İstanbul’dan ayrıldı. Nisan ayı başlarında Kırklareli yakınlarına geldiğinde Ali Ertekin ile birlikte yola çıktı. Ancak ne yazık ki bu kaçış yolculuğu ölümle sonuçlandı.
Cinayet ve Sonrası
Ali Ertekin, daha sonra verdiği ifadelerde Sabahattin Ali’yi “komünist olduğu” gerekçesiyle öldürdüğünü söyledi. 2 Nisan 1948 tarihinde, Kırklareli’nin Sazara köyü yakınlarında Sabahattin Ali’nin başına taşla vurularak öldürüldüğü anlaşıldı. Cesedi bir çoban tarafından bulundu.
Olay sonrasında Ali Ertekin tutuklandı ve yargılandı. Ancak mahkemede “tahrik indirimi” uygulanarak sadece birkaç yıl hapis cezası aldı ve kısa sürede serbest bırakıldı. Cinayetin arkasında dönemin istihbarat teşkilatının ya da derin devlet yapılanmalarının olup olmadığı ise hâlâ tartışmalı bir konu olarak gizemini korumaktadır.
Edebî Mirası
Sabahattin Ali’nin ardında bıraktığı eserler, Türkiye’nin hem edebiyat hem de düşünce dünyasında derin izler bırakmıştır. Yaşamı boyunca özgürlük, adalet ve insan onurunu savunan Sabahattin Ali, trajik ölümüyle bir devrin karanlık yüzünü de gün yüzüne çıkarmıştır.

Yorum bırakın