Eski Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in oğlu, ünlü şair Can Yücel’in tartışmalı üslubu ve cesur ifade biçimi, zaman zaman yargı-sahnesinde de kendini göstermiştir. Bu bağlamda, 1996 yılında haftalık mizah dergilerinden LeMan dergisinde yayımlanan ve “Meryem Ana” başlığını taşıyan bir şiir, dikkat çeken davalardan birine konu olmuştur.
Şiirin ilgili bölümü şu dizelerden oluşmaktadır:
Hep üzülüyorum kadın doğmadım diye
Kim bilir ne oyunlar oynardım erkeklere
Halt etmiş yanımda Meryem ana
Bilmezdim bile İsa’yı kimden peydahladığımı
Haksız mı çıkardım? Yoo
Sanki erkek takımı o kadar erkek
Ve Allah’ına kadar o kadar hırt ki…
Bu dizeler, birçok Hristiyan tarafından kutsal değerlere yönelik hakaret içerdiği şeklinde yorumlanmış ve konu “basın yoluyla kutsal değerlere hakaret” suçlamasıyla davaya taşınmıştır. Davanın temel iddiası, şiirde yer alan ifadelerin dini sembollere yönelik aşağılayıcı ve küçümseyici bir tutum sergilediği üzerinedir.
Mahkemede Can Yücel, alışılmışın dışında özgün ve esprili bir savunma yöntemi benimsedi. Özellikle, eleştirilere konu olan “göt” kelimesiyle ilgili suçlamalara karşı, şu ifadeyi kullanarak kendisini savundu:
“Valla hakim bey, bizim köyde göt göt derler de ondan.”
Bu savunmayla Can Yücel, söz konusu kelimenin yerel dilde ve kültürel bağlamda yaygın bir kullanım olduğunu; dolayısıyla ifadenin kasıtlı hakaret niyetinden ziyade, edebi üslubunun doğal bir parçası olduğunu vurguladı.
Sonuç olarak, hakim, Can Yücel’in kültürel aktarımını ve mizahi dil anlayışını göz önünde bulundurarak, davanın devamının gereksiz olduğuna hükmetti. Böylece dava, sanığın suçluluğu ya da masumiyeti hakkında kesin bir yargıya varmaksızın, “düşme kararı” verilerek sonlandırıldı. (Not: Düşme kararı, yargılama esasının devam edemeyecek hâle gelmesi nedeniyle davanın düşürülmesidir; bu durum sanığın lehine kesin bir beraat kararı anlamına gelmez, yalnızca yargılamanın sürecine gerek olmadığını belirtir.)

Yorum bırakın